Kelime Anlamından Kalbin Tasdikine: İman Nedir?

İman, sözlükte “bir şeye kesinlikle inanmak, güvenmek, doğrulamak ve emniyette kılmak” anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak ise, Yüce Allah’ın varlığını, birliğini, sıfatlarını, peygamberlerini ve O’nun katından getirilen tüm esasları kalp ile onaylayıp dil ile ikrar etmektir. Ancak iman, sadece zihinsel bir kabul ya da dille söylenen kuru bir sözden ibaret değildir. O, insanın iç dünyasında başlayan, ruhunu şekillendiren ve oradan dış dünyaya taşan köklü bir değişim sürecidir.
İslam âlimleri imanın temelini “kalbin tasdiki” olarak kabul ederler. Bir insanın mümin sayılabilmesi için, inandığı değerleri kalbinin en derin yerinde hissetmesi ve onlara sarsılmaz bir bağla bağlanması gerekir. Dil ile ikrar, yani inanılan şeyleri sözle ifade etmek ise bu gizli kalıcı gerçeğin dış dünyadaki şahididir. Toplumsal ilişkilerde, evlilikte, mirasta veya cenaze hukukunda bir kişinin mümin muamelesi görmesi için dille ikrar şarttır; çünkü kalpleri yalnızca Allah bilir. Dolayısıyla iman, içsel bir şahitlikle başlar ve dışsal bir itirafla görünür hale gelir.
İmanın asıl gücü, insanı getirdiği emniyet duygusunda saklıdır. “İman” ve “emin” kelimeleri aynı kökten gelir. Bu da demek oluyor ki, iman eden kişi hem Allah’a güvendiği için içsel bir huzura (emniyete) kavuşur hem de etrafındaki insanlara güven veren bir liman haline gelir. Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde, “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir” buyurarak imanın ahlaki ve toplumsal boyutuna dikkat çekmiştir. Gerçek bir inanç, insanı bencillikten, korkulardan ve geleceğe dair ümitsizliklerden özgürleştirir.
Netice itibariyle iman, statik bir durum değil, yaşayan bir olgudur. İnsan hayatının merkezine yerleştiğinde, her kararı, her bakışı ve her adımı etkiler. Yaratıcı ile kurulan bu güçlü bağ, kulun evrendeki yerini anlamlandırmasını sağlar. İman sayesinde insan, tesadüflerin oyuncağı olmaktan kurtulup, bilinçli bir varlık olarak hayat yolculuğuna devam eder.



